keşke hiç gitmeseydin, hep bizimle bu küçük ilçede kalsaydın diye düşündüm sen yatarken ama o zaman "hayallerinin peşinde koşma, mutlu olma" dememiz gerekirdi sana. Şimdi eski fotoğraflara bakınca Selonun göğsüne para sıkıştırdığı, osiyi görünce sultanı yegah çaldığın akşamları canlandırıyorum gözümde. Rahat uyu...
1998’den beri müzik yapmakta olan grup; 2000 yılında saksafonda İsmail Tepe ve trompette Murat Yüksek’in katılımıyla Flu adını aldı. Bu zamana kadar grup çaldığı rock ve blues repertuarına 2000 yılından sonra funk ve raggee parçaları ekleyerek programını genişletti. 2004 yılına kadar pek çok müzisyenin katılımıyla Flu kadrosunu genişletti ve değiştirdi. 2003 yılından sonra repertuarına eklediği 70’lerin ve 80’lerin disco parçalarıyla grubun programı daha renkli bir hale geldi.Gerçek bir "big band" grubu olan Flu hala yedi kişilik kadrosuyla rock,blues, funk,raggee ve disco müziklerinden yorumlar çalmaktadır. (alıntı)
Canlı Müzik: FLU Çarşamba günleri 22:30/02:00 arası "Biziz" (Ankara) adlı mekanda müzik yapıyor. FLU Perşembe günleri 22:30/02:00 arası "Melek" (Ankara) adlı mekanda müzik yapıyor. FLU Cuma günleri 00:30/02:30 arası "Tunali Gölge" (Ankara) adlı mekanda müzik yapıyor. FLU Cumartesi günleri 00:30/02:30 arası "Manhattan Club" (Ankara) adlı mekanda müzik yapıyor.
Ayrıca grup daha önceleri Ankara'da Gölge Bar, If Bar, İstanbul'da Alman Bira Evi, Modjo ve Hayal Kahvesi'nde çıkmıştır.
Flu, farklı enstrümanlar arasındaki uyumla, yapılan samimi ve heyecanlı müzikle dinlenilmesi gereken bir grup bence. Ayrıca grup üyelerinin bazıları benim çok eski, değer verdiğim arkadaşım olduğu için ne kadar sıkı ve donanımlı adamlar olduklarını da gayet iyi biliyorum. Canlı performans Ankara'da yaşayanlar için şans olabilir.
"SOUL PROJECT 1998 sonbaharında Ankara’da kuruldu vokal ve gitarda Kaan Sönmez, Bas Gitarda Deniz Gürkan, Klavyede Ozan Dündar, Trombonda Bulut Gülen, Saksafonda Tuna Atabinici, Trompette Alper Ünal ve davul da Alper Ercan’ dan oluşan ilk kadroya kısa bir süre sonra gitarda Süleyman Bağcıoğlu dahil oldu. SOUL PROJECT zaman zaman ufak enstrümanist değişiklikleri zaman zamansa daha radikal kararlarla kadrosunda ve müziğinde hep iyiyi ve uyumu arayarak 1998 yılından itibaren profesyonel anlayışa doğru yol aldı. Grubun hiç değişmeyen iki elemanı Kaan Sönmez ve Deniz Gürkan kuruluş tarihinden itibaren SOUL PROJECT’le birlikte canlı performanslarını izleyici ile paylaşmaya devam ediyorlar."
Canlı Müzik:
Perşembe günleri 24:00 / 03:00 arası "Overall" (Ankara) Cuma günleri 21:00/24:00 arası "Amarillo" (Ankara) Cumartesi günleri 24:00/03:00 arası "Biziz Bar" (Ankara)
Biziz'de programları biraz daha renkli; farklı solistlerde sahneye çıkıyorlar, gayet eğlenceli, tavsiye ederim. Hadi bakalım kesintisiz müzik!!..
fıck fıck burnumu çekiyorum kaç gündür ne yapsam geçmedi, nefes alamıyorummmm... :(
hatta nefes alamamaktan geberip gidicem şuralarda of offf!.. gittim vicks nam-ı diğer vikis aldım dün akşam, burnuma sürdüm sürmekle kalmadım doya doya içime çektim. Kafa yapsa leyla gibi gezecektim yani tüm akşam. çok küçük yaştan beri burun tıkanıklığı problemim vardı, ağzı açık ayran budalası terimi uyurken bile geçerliydi anlayacağınız benim için. İğrenç bir his; acaba salyam mı akacak, yoksa horlayacak mıyım düşünceleri insana nefes aldırmazken üstüne bir de ağızdan solunum yapmak zorundasınız. Boğazınız acır, yanar vs. Doktora gittiğimde gittigimde sebebinin devüasyon oldugunu soyledi ve ameliyat oldum. Burnumdaki lastikli tıpa çıkana kadar hiç birşey yiyip içemedim, sadece meyva suyuyla beslendim (belki de en iyi tarafıydı ameliyatın çünkü 2 kilo vermiştim.) Bugünse yine nefes alamıyorum, sanırım tekrar ameliyat diyecekler ama hiç niyetim yok, iyi ki varsın be vikis! seni seviyorum...
her seferinde yazı ekle şeysine basıp birşeyler karalamak isterken buluyorum kendimi. sonra tekrar tekrar vazgeçiyorum ve kapatıyorum ekranı. Ama yazmaktan vazgeçtim diye sizden de vazgeçmedim ki; hep izliyorum, hep özlüyorum...
Amasra'daydık... Aslında üzerinden zaman geçti ama benim yazacak, resimleri ekleyecek mecalim yoktu. Zaman zaman alıp başımızı gidiyoruz oralara, dinlendiriyor insanı, dalga sesleri ile uyanıyorsun, bir hoş oluyorsun.
Soğuk hava, iki gündür aralıksız yağan kar içimi çekiyor, bu halde işe gidip gelmek de can sıkıcı. Yeni yılın geliyor olması bile beni mutlu etmeye yetmiyor son günlerde ama tamamlanmayan bir puzzle gibi eğlendiriyor beni yaşam. Bir kez daha şerefe hayat!..
Amasra'da akşam.. Hoşafçı'nın Yerindeyiz; balıklar taptaze, rakı yağ gibi akıyor, kalamar çıtır çıtır ve ikram edilen ballı yoğurt evlere şenlik..
Gittiğimizde dağ tepe tırmanmayı da ihmal etmedik; Amasra limanını, Gönderilmemiş Mektuplar filminin çekildiği mağarayı, sahili dolaşatık bütün gün. Arada işkembe, mercimek çorbası ve Amasra pidesi götürdük afiyetle.
İşte hemen önünde dalgaların kayaları dövdüğü, dünyanın bütün sabahlarının şarkı gibi geldiği ev. Her zaman uyumayı sevdiğim ve uyanmayı daha çok. Şimdi kahvaltı vermeye başlamışlar, reçelli, tereyağlı, zeytinli bir kahvaltı. Yanına bir de börek yapmışlar ocakta ısıttık, evimizde gibi rahattık. Bu manzara eşliğinde kahvaltı yapmak gibisi yok valla.
Diğer detayları canım isterse anlatacağım ama şimdilik yazacaklarım bunlar, kakara kikiri geçen hoş bir haftasonuydu, 9 kişi çocuklar gibi şendik. Lay lay lommm...
biraz dolaştım ortalıkta Kleo'yu özlemişim sonra ikona'yı ve Tragedian'ı. Şimdi bakınca gördüğüm ise aşamamaktan korktuğum devasa bir mesafe.. Aslında kendim bile inanmıyorum buna yani bizim aramıza mesafelerin gireceğine. Sevgili ikonamın yazdığı gibi dört mevsim kadınlarız biz..
Ama sen, geri döneceğini söyleyerek kahkalar savuran manyak seni affetmiyorum! özledim..
keşke herşey bildiğim, hatırladığım gibi kalsa kimse değişmese, ben değişmesem.. doğasının insana ihanetidir yalnızlık, ben sona yaklaştıkça adım adım etrafımdaki gölgeler daha da silikleşiyor. korkmuyorum, hem de hiç korkmuyorum sadece incindim o kadar. artık çok geç..